Geleceğe , insanlığa yön verecek bir bilim - Genetik

genetik bilimi, dna, mutasyon, biyoloji geleceğe yön veriyoruz

1) ZİHİNSEL HAZIRLIK

İsimleri sürekli olarak unuttuklarını söyleyen kişilere, tanıştıkları insanların isimlerini hafızalarına almak gibi bir hedeflerinin olup olmadığı sorulduğunda, genellikle böyle bir hedeflerinin olmadığını söylüyorlar.

* İsimleri hafızaya almak konusunda yapılacak ilk iş, bunu hedef olarak belirlemektir. Çünkü hedef olmadan yapılacak her atışın karavana olacağı açıktır.

* Daha sonra yapılacak iş ise, karmakarışık bir masaya benzeyen beynimizdeki düşünceleri üzeri derli toplu bir masaya dönüştürmektir. Bir masayı düzenlerken, işe yaramayan herşeyi nasıl çöpe atarsak, zihnimizi organize ederken yapacağımız şey de aynıdır.

* Sonraki basamak ise, belki de çok az kullandığımız hayâl gücümüzü, bu kitapta anlatılan bilgiler ışığında sürekli olarak kullanmaya çalışmaktır.

 

* Zihinsel çalışmaların son basamağında ise konsantre olmak vardır. Tanıştığımız bir insanın ismini hafızamıza alırken, eğer bu olaya yoğunlaşmazsak o kişinin ismini asla hafızamızda tutamayız.

Bir insanla tanışırken aklımızdan birçok düşünce geçer. Bu düşüncelerden, en önemlisi, o kişinin ismini hafızamıza almak değilse, o ismi aklımızda tutmamız mümkün değildir.

Buraya kadar anlattığımız, olayın zihinsel hazırlık yönüdür. Şimdi de işitsel ve görsel hafızanın isimleri hafızada tutmadaki rolünü İnceleyelim.

Zihinsel çalışmaları şöyle özetleyebiliriz:

a) Hedef belirle.
b) Zihnini organize et.
c) Hayâl gücünü kullan.
d) Konsantre ol.

2) İŞİTSEL HAFIZA

Birçok insan, tanıştıkları sırada doğru dürüst duymadıkları bir isim konusunda, hatırlayamamaktan söz ederler.

Bir ismi hatırlamakla ilgili olarak işitsel hafızayı ilgilendiren ilk kural şudur: Biriyle tanışırken, o kişinin ismini iyice duyduğunuzdan emin olun.

İsimlerine gösterdiğiniz ilgi insanları memnun eder. Zira, birçok insan için dünyadaki en güzel sözcük kendi ismidir. Bu yüzden, iyi duymadığınız bir ismin tekrarlanmasını istemekten çekinmeyin. Bu tekrar, isme daha çok yoğunlaşmanızı sağlar.

Daha sonra, tanıştığınız kişiye isminin manâsını sorun. Ancak bunu yaparken herkes tarafından bilinen bir ismin de manâsını sormaya kalkmayın. Örneğin Gül ismindeki birine isminin anlamını sorduğunuzda karşınızdaki kişi sizin zekânızdan şüphe edebilir.

Tanışma faslından sonra karşınızdaki insanla sohbet ederken, konuşma sırasında onun ismini kullanın. Ancak, bunu çok abartılı bir şekilde yapmayın.

Arada sırada, öğrendiğiniz bu yeni ismi içinizden tekrarlayın.

Tanışma faslında işitsel hafızamızı kullanabileceğimiz son basamak ise, vedalaşırken, tanıştığımız kişiye ismiyle hitap etmektir.

İşitsel hafızamızı kullandığımız bu basamakları izlerseniz, ister istemez karşınızdaki insanın ismine yoğunlaşmış olursunuz. Bunun sonucunda, hedefinize yarı yarıya ulaşmış olursunuz. Hedefinize tamamen ulaşmak istiyorsanız, görsel hafızanın yardımını almanız da gerekir.

İşitsel hafızayla, ilgili söylediklerimizi toparlayacak olursak;

*Dinle.
*Tekrarlat.
*Manâsını sor.
* Konuşurken kullan.
* İçinden tekrarla.
* Vedalaşırken kullan.

3) GÖRSEL HAFIZA

Daha önce de söylediğimiz gibi, görsel hafıza işitsel hafızadan çok daha kuvvetlidir. Görsel hafızamızın özelliklerini kullanarak karşımızdaki insanın ismini çok daha kolay biçimde hafızamıza alabiliriz.

İsimler hafıza sistemine göre üç kategoriye ayrılır:

a) Bildiğimiz bir anlamı olanlar,
b) Bildiğimiz bir anlamı olmasa da bize bir şeyler hatırlatanlar,
c) Bildiğimiz bir anlamı olmayan ve bize bir şeyler hatırlatmayanlar.

Bildiğimiz bir anlamı olan isimleri akılda tutmak kolaydır. Örneğin; Gül, Aslan, Deniz, Savaş, Ateş, Lale, Sarp, Umut gibi isimlerin herkesin bildiği bir manâsı vardır.

Bu isimleri hafızamıza alırken manâlarını düşünmemiz ve böylece onları somutlaştırmamız kolaydır. Manâsını bilmediğimiz ancak bize birşeyler hatırlatan isimlerde de yine bir kolaylık vardır. Mükremin, Sadri, Süleyman, Şamil, vs.

Mükremin diye bir dostum vardı ve bana bir gün şöyle dedi: “Yıllarca ismimi insanların doğru söylemesi için uğraştım durdum. Ne zaman ki Mükremin Abi diye biri çıktı, ondan sonra ben rahatladım.”

Mükremin´i Mükremin Abi ile, Sadri´yi İbrahim Sadri ile, Süleyman´ı Süleyman Demirel ile hatırlayabilirsiniz.

Şamil isminde biriyle tanıştığınızda ise onu Şeyh Şamil´e benzetip Kafkas giysileri giymiş bir şekilde hayâl edebilirsiniz.

Asıl zor olan, bildiğimiz bir anlamı olmayan ve bize bir şeyler hatırlatmayan isimlerdir.

İsimlerin büyük bir kısmı bu gruba girer. Bu gruptaki isimlerden biriyle karşılaştığınız zaman yapacağınız ilk şey, size o ismi çağrıştıracak, sizin için bir anlam ifade eden yeni bir deyim veya sözcük bulmaktır.

Örneğin, Hayrettin isimli biriyle karşılaştığınızda bu kişiyi sürekli “hayır yapan” bir kişi olarak düşünürseniz, bu ismi hatırlamanız kolaylaşacaktır.

Bütün isimlerin somut bir çağrıştırıcısı bulunabilir veya bizim için bir anlam ifade eden kelimelere bölünebilir. Bu kelimeler çok gülünç ve abartılı olabilir. Olsun; ne kadar iyi, ne kadar ilginç kelimeler bulursanız, isimler o kadar çok aklınızda kalır.

İsmail isminde biriyle karşılaştığınızda bu ismi İsmail olarak ikiye böler ve bu kişinin isli bir bilgisayardan size e-mail attığını düşünebilirsiniz.

Cemil ismini Cem ve il diye ikiye ayırabiliriz. Cem, toplamak demektir. Cemil´in tüm illeri toplayıp birleştirdiğini ve bu birleşmiş illerde bir tepede oturduğunu düşünebilirsiniz.

Bulduğunuz deyim veya sözcük asıl kelimenin tam sesini vermeyebilir. Bunun pek bir önemi yoktur.

İsmin sadece ilk kısmını hatırlamanız, ismin tamamını da size hatırlatacaktır. Örneğin, Erkut isminde birine asker kıyafetleri giydirirseniz, muhtemelen onu hatırlarsınız. Ancak bu erin Akut ekibinde çalıştığını ve insanları göçük altından çıkardığını düşünürseniz, hatırlamanız daha kolay olur.

Gördüğünüz gibi, her isim bir anlam ifade edecek şekle sokulabilir. Pek çok isim benzer hecelerden oluşur. Örneğin, “er”, “şen”, “men”, “ay”,… vb. gibi.

Bunların herbiri için ayrı hayâl kurun ve bunları sürekli kullanın. Bir ismi işittiğinizde aklınıza ilk gelen çağrışımı bulun ve bunu kullanın. Daha sonra yapacağınız şey, bu çağrışımla karşınızdaki insanın yüzü arasında bir ilişki kurmaktır. Bu ilişki için alın, burun, kulaklar, gözler, dudaklar, çene, yüzdeki sivilceler sizin için abartılı örnekler oluşturabilirler.

Karşınızdaki insanın yüzünde dikkat çekici bir özellik ararken, ayrıca o insanın yüzüne ve ismine de konsantre olmuş olursunuz.

Örneğin, Ahsen isimli çatık kaşlı bir bayanla tanıştığınızda bu bayanın önüne gelen herkesi payladığını ve bunu yaparken de “Ah seni seni!” dediğini akıl gözünüzle görün. O insanla tekrar karşılaştığınızda onun çatık kaşlarını görünce ismini rahatça hatırlarsınız.

Görsel hafızayla ilgi bütün bu söylediklerimizi özetleyecek olursak; görsel hafıza:
*İsmi somutlaştırır, çağrıştırır,
*Yüzün özelliklerini inceler,
*İsmi çağrıştırdığınız kelimeyle yüz arasında ilişki kurar,
*Özelliği gülünç hale getirir.

Kemal Bulut (müdür): Kemal kelimesini kum al ile çağrıştırabiliriz. Kemal Bey´in gözlüğüyle bulutlardan kum aldığını hayâl edebiliriz.

Fuat Sünger (Öğretmen): Fuat kelimesini Fırat ile çağrıştırabilir, saçlarını da süngere benzetebilir, Fuat Bey´in Fırat Nehri´nden sünger çıkardığını hayâl edebiliriz.

Selva Çanak: Helva yiye yiye yanaklarının çanak şeklinde olduğunu düşünebiliriz.

İnci Süpürgeci: Bu öğrencinin saçlarının süpürge, gözlerinin iki büyük inci olduğunu düşünebiliriz.

Ayşe Kaya: Ayşe´yi kaşe ile çağrıştırıyoruz. Ayşe´nin çok geniş olan alnına bir kaya ile kaşe bastığımızı düşünebiliriz.

Sinan Camcı: Sinan ismini Mimar Sinan ile çağrıştırabiliriz. Mimar Sinan´ın mimarlığı bırakıp gözlük camı yaptığını düşünebiliriz.

Hasan Morgül: Hasan ismini sazan balığı ile çağrıştırabiliriz. Bu kişinin dudaklarında mor bir gül açıldığını, ortasından da bir sazan balığının fırladığını düşünebiliriz.

Cüneyt Taşçı: Cüneyt ismini ünlü artist Cüneyt Arkın ile çağrıştırabiliriz. Alnında kocaman bir taş olduğunu ve düşmanlarla bu taşla dövüştüğünü hayâl edebiliriz.

Kaynak: OzgurDunya.Net

Kaliteli uzun yaşamı başarmak için, düşündüğümüzden daha çok kontrole sahibiz... Dr. Gary Small

Çoğumuz anne ve babamızın yaşadığı gibi yaşlanma fikrine karşı geliriz ve bu süreçle mümkün olduğunca mücadele edeceğimize dair yemin ederiz. Güvenli, memnun ve tıbbi olarak daha uzun yaşamanın yollarını, kendimize izin vermeyi yaşam boyunca sağlıklı ve mutlu kalmayı araştırırız.

Kaliteli uzun yaşamı başarmak için, düşündüğümüzden daha çok kontrole sahibiz. Genetik, yaşlanırken bizim sağlığımızın neyin belirlediğininin sadece üçte birini oluşturur. Bunun anlamı, günlük basit yaşam tarzı seçimlerinin nasıl iyi olacağımıza ve ne kadar uzun yaşayacağımız konusunda çok büyük bir etkiye sahip olmasıdır.

Var olanları geliştirme kadar yeni beceriler öğrenme konusunda gelecek istekler için kendimize izin verelim. Daha uzun yaşamak, daha genç hissetmek ve görünmek için bu stratejilerinin bazılarını deneyin.

1. Strateji: Zekânızı keskinleştirin

Keskin bir zeka rahat olmamızı, iyi ilişkiler kurmamızı, iyi beslenmemizi ve sağlıklı bir yaşam sürmemizi sağlar. Zihinsel aerobik yapma, hafızayı geliştirir ve Alzheimer hastalığı riskini azalttır. Son UCLA araştırması beynimizi aktif tuttuğumuzda, şaşırtıcı bir şekilde beyin veriminin arttığını buldu, hatta sadece birkaç hafta sonra bile.
Zekanızı keskinleştirmek için bu tavsiyeleri düşünün.zihinsel ufkunuzu genişletmek için farklı yaklaşımlar deneyin. Bu yaklaşım, yeni bir yere yolculuk yapmak, enstrüman çalmayı öğrenmek, balo dansı yapmak veya okula geri dönmek olabilir.

Üç Temel Hafıza Tekniğini Öğrenin ve Kullanın:

  • Bakın: Hatırlamak istediğiniz şeye odaklanın.
  • Kapın: Bilginin zihinsel kesitlerini hayal edin.
  • Bağlantı Kurun: Beyninizde kesitleri birbirine bağlayın / birleştirin.

Bulmacalar, oyunlar, okuma ve diğer düşünsel hobiler ile zihinsel olarak aktif kalın, fakat beyninizi çalıştırdığınızdan ve beyninizi zorlamadığınızdan emin olun- hayal kırıklığı ve üzüntü yaratmadan ilginizi çeken meydan okuma seviyenizi bulun-

 

2. Strateji: Sağlıklı ilişkiler geliştirin

Sosyal olarak bağlantı kuran insanlar, kendilerini soyutlayan insanlardan daha uzun yaşam beklentilerine sahip olurlar.
Partnerinizle olan cinsel ilişkinizi geliştirin çünkü iyi seks daha uzun yaşamak demektir. Bu sadece insanları birbirine yaklaştırmaz, kan basıncını düşürür, ağrıyı azaltır, dinlendirici bir uyku çekilmesini sağlar, bağışıklık sistemini kuvvetlendirir bu sayede enfeksiyona karşı daha iyi mücadele ederiz.

Empati—Başka bir insanın duygusal bakış açısını anlama ve bu anlamayı vurgulama kabiliyetimiz. Herkes empati uzmanı olmamasına rağmen, bize empatik yanıtlarımızı vurgulamayı öğreten kolay egzersizlerle yeteneklerimizi geliştirebiliriz.

Dikkatli Dinleme Egzersizini Deneyin: eşinizden veya arkadaşınızdan bir duygu veya onun için önemli olan bir konu hakkında konuşmasını isteyin ve hiç kesmeden veya yorum yapmadan dinleyin. Gözünün içine bakın ve odaklanın. 5 dakika sonra, nasıl hissettirdiği hakıkında birbirinizle konuşun.

 

3.Strateji: Stresi azaltmak

Yaşamımızdan stresi tamamen çıkartamıyoruz fakat strese karşı daha sağlıklı tepkiyi öğrenebiliriz. Daha uzun ve daha iyi bir yaşantı sürmek için stresi en aza indirebileceğimiz bazı adımlar:

Evinizdeki ve yaşamınızdaki karmaşıklığı kontrol edin.
Bazen bizi zorlayan insan karmaşıklığına sahip oluruz bu yüzden gerçekten ilgilendiğimiz kişiler için daha fazla zamana sahibiz. Yapmanız gerekenler listesinden birkaç kısmı / parçayı çıkarmayı deneyin.
Çoklu Göreve Dikkat Edin: Yavaş olun ve bir seferde bir şey alın.

Meditasyon Yapmayı Öğrenin: Düzenli meditasyon sadece stresi azaltmaz aynı zamanda, bağışıklık sistemini güçlendirir, kireçlenmeden kronik ağrıya kadar çeşitli medikal durumların iyileşmesini sağlar.

“Hayır” deme konusunda kendinize yetki verin. Yeteri kadar “hayır” demediğimiz zaman, daha fazla sorumluluk alırız ve endişeli, kızgın, içerlemiş ve tutsak kalmış hissederiz.

4. Strateji: Pozitif düşünün

  • İyimserler, kötümserlere göre daha muhteşem bir yaşam beklentisine sahipler.Yarım bir bardağı dolu görmeye çalışın.
  • Son yapılan araştırmalar, aklımıza koyduğumuzda iyimserliği öğrenebileceğimizi gösteriyor.
  • Ruhsal dünyanızı keşfedin. Haftada bir ibadet evlerine katılma, hiç katılmayanla kıyaslandığında, 7 yıl daha hayat kalma ile ilişkilendirilir.

5. Strateji: Çevrenizi düzenleyin

Çevremizin nasıl hissettiğimiz ve ne kadar yaşadığımız üzerinde büyük bir etkisi vardır. İster tamamiyle trafik, gürültü, hava kirliliği olsun, isterse de estetik veya yatakodası ısısı gibi daha kişisel çevresel konular olsun, kaliteli uzun yaşamımız sadece bu etkilere adpte olmamızı değil aynı zamanda da bireysel tatlarımızı ve ihtiyaçlarımızı karşılama için onları şekillendirmeyi öğrenmemizi gerektirir.

  • Evinizi veya iş yerinizi dizayn ederken işlevi ve estetiği göz önünde bulundurun. Karmaşıklığı ve gürültüyü kontrol edin ve uykunuzu ve rahatlığınızı artıracak şekilde yatakodanızı düzenleyin.
  • Güneşe, dumana, kirli havaya, ve diğer hava kökenli zehirlere maruz kalmanızı en aza indirin.
  • Yolda güvende olun. Kendiniz başa çıkamıyorsanız başkasına sürdürün.
  • İş yerinizi güvenli ve komforlu yapın.
  • Konfor ve güvenlik için ergonomik dizaynlar düşünün.
  • Aşırı yüklü bilgiden kaçınmak için teknolojinizi yönetin.

Doç Dr. Hasan Bacanlı Gelişim ve Öğrenme adlı kitabında unutmanın nedenlerini şu şekilde sıralıyor.
1.Kullanılmayan bilgiler unutulur.
2.Örgütlenmemiş bilgilerin iyi yerleşmemesi(Piaget’e göre dengelenmenin sağlanamaması)3.İşimize gelmeyen olayları unuturuz; baskı uygularız.( Schacter’in “Seven Sins” iddiasını göz önüne aldığımızda bu maddenin ordaki Israrcılık(Persistence) başlığına denk geldiğini görürüz.)
4.Yeni yaşantılar edindikçe eskileri unuturuz.(Bu da Yönlendirme(Bias) ilkesine denk düştüğünü görürüz.)
Unutma nasıl önlenir?
1.Öğrendiklerinizi kullanın.
2.Dengelenme ve örgütlenmede herhangi bir sorun varsa anlamlı hale getirin. Ve edindiğiniz bilgiyi ayırt edici konuma getirin.
3.Baskıyı hoş ve tehdit etmeyen bir biçime getirmeye çalışın.
4.Ket’e karşı kontrol süreçlerine başvurun. Ket vurma ihtimali olan öğrenmeleri birbirinden uzaklaştırarak öğrenin.
Aşamalı olarak hazıfa geliştirme
Doğan Cüceloğlu da hafızayı geliştirmek için altı aşamalı hafıza geliştirme yöntemini açıklamıştır.
Gözden geçirin
Öğrenmek istenilen malzemenin gözden geçirilmesini ve nasıl düzenlendiğinin incelenmesini içermektedir.Konu ana hatlarıyla düzenlenip kendi kelimelerinizle ayzılabilir. Daha sonraki aşamalarda da okunulan bilginin özetin neresinde yer aldığı akılda tutulursa öğrenmek istenilen bilginin bu şekilde örgütlenmesinin yararı ortaya çıkar. Örgütlenerek organize edilerek çalısılan bir bilginin belleğe ne kadar yardımcı olduğu bu şekilde görülebilir denmiştir.
Soru hazırlayın
Örgütlenen her bölümle ilgili soru hazırlanmasını içermektedir.
Okuyun
Hazırlanan sorulara cevap aracasına okuma yapılmasını içermektedir.
İlişkiler kurun
Sorulara cevap verdikçe bölümler arsındaki bağlantıların neler olduğunun anlaşılmaya çalışılmasını içermektedir.
Tekrar edin
Her bölüm bitirilince birkaç kere tekraredilmesini ve o bölümde hatırlanmasında zorlanılan kavramların farkına varılıp özellikle o kavramların gözden geçirilmesini içermektedir.
Yeniden gözden geçirin
Konunun ve bu aşamaların tam olarak yapılıp yapılmadıığının gözden geçirilmesidir.Bu aşamada konunun temel bölümlerinin ve bu bölümlerdeki temel kavramların hatırlanılması gerekmektedir.
KAYNAK: ailem.com